
Babamın Penguenleri (2011)
Film Özeti
New York’un kalabalık sokaklarında, iş hayatında başarılı ama özel yaşamında bir o kadar da yalnız olan Tom Popper’ın hikayesi, “Babamın Penguenleri” ile karşımıza çıkıyor. Jim Carrey’nin canlandırdığı bu karakter, iş hayatının stresinden bunalmışken, bir sabah kapısında 6 penguenle karşılaşır. Of ya, demeyin, gerçekten 6 penguen! Harbiden, şehir hayatında tuhaf olan her şey çok normalken, bu penguenler bir anda Tom’un dairesini buzdan bir kaleye dönüştürmeye başlıyor.
Tom, işe gitmeyi, klimanın altında donmayı tercih edebilecek bir adam. Ancak bir gün, o soğuk ve şirin hayvanlarla birlikte yaşama sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalır. İşleri ve ilişkileri gittikçe karmaşık hale gelirken, bir yandan penguenlerin getirdiği neşe, diğer yandan yeni sorumlulukları arasında kalır. Vallahi, zaman zaman çok komik anlara imza atıyorlar. Hani penguenlerin dansı bile başlı başına bir şenlik!
Yönetmen Mark Waters, bu sıradışı hikayeyi oldukça keyifli bir şekilde ele alıyor. Karakterin değişimi, hem içsel hem de dışsal çatışmaları, izleyicilere gerçekten eğlenceli anlar sunuyor. Tom’un yeni yaşama alışmaya çalışırken yaşadığı komik ve duygusal anlar, bazen gülmekten kendinizi alamayacağınız, bazen de bir şeyleri sorgulamanıza neden olacak sahnelerle dolu.
Carla Gugino’nun da rol aldığı filmde, komedi ve sıcak bir aile hikayesi iç içe geçiyor. Örneğin, penguenlerle geçirdiği zaman, Tom’un hayatında bunu anlamasına yardımcı olurken, belki de iş dünyasının acımasızlığını sorgulatır. Tam bir aile filmi olan “Babamın Penguenleri”, sadece Tom’un macerası değil; aynı zamanda kışın ortasında bir kalbin nasıl ısınabileceğinin de bir hikayesi… Buzdolabının köşesindeki penguenlerden, hayat dersleri çıkarmaya ne dersiniz? İzlerken güzel vakit geçireceğinizi garanti ediyorum!



1 Yorum
Eğlenceli ve sıcak bir hikaye; “Babamın Penguenleri” hem güldürüyor hem düşündürüyor.