
Barselona, Barselona (2008)
Film Özeti
Vicky ve Cristina’nın hikayesi, birbirinden oldukça farklı fakat birbirini tamamlayan iki kadının, hayatın karmaşası içinde nasıl bir araya geldiğini harika bir şekilde gözler önüne seriyor. Barselona’nın büyülü sokakları, cıvıl cıvıl sanat atmosferi ve unutulmaz manzaralarının arasında, ikilinin karşılaştığı zorlayıcı seçimler ve içsel çatışmalar, izleyiciyi derin düşüncelere sürüklüyor. Vicky (Rebecca Hall), evlenmek üzere olan muhafazakâr bir kadındır; güvenli alanında kalmak istese de aşkın ve tutkunun getirdiği belirsizlik onu sarmalıyor. Cristina ise (Scarlett Johansson) tam tersine, özgür ruhlu, hayatta ne istediğini test etmek için kolları sıvamış bir genç kadın…
İşte tam burada devreye Javier Bardem’in canlandırdığı gösterişli sanatçı giriyor. Onun etkileyici karizması, Vicky ve Cristina’nın hayatlarını altüst etmekle kalmayıp aynı zamanda, sıradan aşk ilişkilerinin ötesine geçen bir bağ yaratıyor. Fakat burada dengenin bozulması an meselesi… Penélope Cruz’un canlandırdığı dengesiz eski eş de bu durumun içine bir kargaşa unsuru daha ekliyor. Hem Vicky hem de Cristina, bir yandan arzularıyla yüzleşirken diğer yandan dostluklarının ne denli sağlam olduğunu sorgulamak zorunda kalıyorlar.
Woody Allen, hem aşkın karmaşası hem de sanatın etkileyici doğası üzerinde ustaca bir duruş sergiliyor. Ah bir de o Barselona’nın büyüsü… Renkli sokakları, göz alıcı mimarisi ve içindeki hayat dolu insanlar, tüm bu karmaşanın ve duygusal dalgalanmaların ortasında, izleyiciyi adeta sarhoş ediyor. Bu film, aşkın ne kadar karmaşık olabileceğini ve ruhsal yolculuğun her bir adımında ne denli derin hislerin yaşanabileceğini gözler önüne seriyor. Gönül ilişkileri, sadece kişisel bir deneyim değil, bazen tam anlamıyla bir sanat eserine dönüşebiliyor işte…



1 Yorum
Barselona’nın büyüsü eşliğinde aşkın karmaşasını ustaca işleyen derin bir analiz, harika!