
Behzat Ç.: Bir Ankara Polisiyesi (2010)
Film Özeti
“Öyle ya da böyle bir gün herkesin hayatı, geçmişteki seçimlerle şekillenir. İşte Behzat Ç. ve ekibi, bir Ankara kışında, karanlıkta kaybolmuş ruhları aydınlatmak için mücadele veriyor. 2010 yapımı ‘Behzat Ç.: Bir Ankara Polisiyesi’, sadece bir polisiye değil; gözle görülmeyen yaraları, içsel çatışmaları, bir insanın ruhundaki beklenmedik savaşları derinlemesine inceleyen bir drama.
Ana karakterimiz Behzat, 1985 yılında Polis Akademisi’nden mezun olmuş, karizmatik ama bir o kadar da içine kapanık bir polis başkomiseri. Gördüğü işkenceler, aldığı cezalar… Bunlar onu şekillendiren nedenlerden sadece birkaçı. Her ne kadar cinayet bürosunda çalışıyor olsa da, kendi hayatının acımasız kurbanıdır. Kızı Berna’nın intiharıyla yıkılan Behzat, bu kayıpla birlikte derin bir boşluğa düşer. İşte o anda, kendine dönecek, yaralarını saracak hiç vakti yoktur. Ne yazık ki…
Yanında, Harun, Hayalet, Akbaba, Eda, Selim ve Cevdet gibi ekibiyle, birçok cinayet davasını araştırmak zorundadır. Her bölümde farklı bir cinayet, her detayda çözüme ulaşmaya çalışan bir ekip. Ama hepsi bu değil; Behzat’ın hüsranındaki adımlar, hem kendi içinde hem de yaşadığı toplumda daha büyük bir soru işareti yaratacak… Her cinayet, onun geçmişiyle ilgili derin sırları açığa çıkaracak.
Günümüz Türkiye’sinde, bir ‘kriminal roman’ tadında kaleme alınan bu dizi, hem modern bir Ankara portresi sunuyor hem de bireyin içsel çatışmalarına mercek tutuyor. Kendinizi hikâyenin içine çekerken bulacaksınız; zira Behzat Ç. karakteri, yalnızca bir polis değil; bugünün insanının mücadelesinin simgesi… Derin, karanlık ve bir o kadar da gerçek… İnatçı bir polis ve ardında bıraktığı acı dolu bir geçmiş… Bütün bunları izlemek için sabırsızlanıyor olacaksınız… Harbiden.”



1 Yorum
Derinlikli bir karakter analizi!