
Cam (2015)
Film Özeti
“Bazen hayatın arka planında öyle şeyler döner ki, gözlerimizi kapatmaya çalışsakta onlardan kaçamayız…” Cam, Vince D’Amato’nun ikonik neo-giallo serisinin ikinci halkası olarak karşımıza çıkıyor. Bu film, aşkın ve şiddetin iç içe geçtiği, alışılmışın dışındaki bir hikaye ile ruhsal bir yolculuğa çıkartıyor izleyicisini. Kanadalı bir çift olan Mike ve Zarana’nın, sosyal medyadan koparak camdan duvarlarla çevrili bir apartmanda geçirdikleri günler… Hani derler ya, “Gözlerin cam gibi olur…” İşte hepsi birer metafor.
Kendilerini bu cam apartmanın içinde hapsetmeye karar verdiklerinde, dış dünya onlara hızla yaklaşmaya başlıyor. Kaygı, paranoya ve cinayet… Gerilim öyle bir noktaya geliyor ki, her köşede bir tehlike varmış gibi hissediyorsunuz. Zarana’nın –Tirra Dent’in muhteşem performansı ile– ruh hali giderek bozulurken, üzerinde dönen kara bulutların ne zaman yağmur bırakacağı belli olmuyor. Harbiden, insana korkunç ruh halleri yaşatıyor.
Vancouver’ın “cam ormanı” diye adlandırılan, gentrifikasyonun pençesinde debelenen mahallelerinde, zarif ve bir o kadar da karanlık bir atmosfer ortaya çıkıyor. Burası, hem güzelliği hem de çürümüşlüğü içinde barındıran bir yer. Buralarında, sosyal medya ve toplumsal eleştirinin can alıcı noktalarına değiniyor film. Of ya, insanın kafasında çok fazla soru bırakıyor; bu kadar merak ve kaygıyı nasıl göğüsleyebiliriz?
Cam, aldatmanın ve cinayetin içinde kaybolmuş ruhları anlatan bir başyapıt. İzleyici olarak, izlemekle kalmayacak, kendinizi o tehlikeli dünyada bulacaksınız. Film bittiğinde, “Peki, biz hangisi olduk?” sorusunun peşine düşeceksiniz. Unutmayın, bazen aslında kapılar açılmadığındadır tehlike.



1 Yorum
Cam, derin bir psikolojik gerilim sunarak izleyiciyi etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor.