
Fleabag (2016) Fragman
Film Özeti
Fleabag, tam bir izleme deneyimini parmaklarımızın ucuna getiren bir dizi. Londra’nın karmaşası arasında, bir kadın ve onun ekseninde dönen tuhaf aile bireyleri ile dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. Phoebe Waller-Bridge’in eşsiz kalemiyle hayat bulan Fleabag, sadece müthiş bir mizahla değil, aynı zamanda derin bir içsel sorgulama ile harmanlanmış durumda. Dizi, öyle başlayıp sevdiğimizi düşündüğümüz trajedinin arkasında gizlenmiş komediyi ustalıkla ele alıyor.
Hemen ilk bölümden itibaren, Fleabag’in zorlu hayatında kaybolmuş ve bir o kadar da kaygılı hissetmemek elde değil. En yakın arkadaşını kaybetmenin ağırlığını sırtında taşıyan bu genç kadın; mesafeli babası, alaycı üvey annesi ve her an gerginlik tavan yapan ablasıyla yürek burkan bir komedi yaratıyor. Gerçekten de, bu garip evin kargaşası içinde, izleyiciler olarak kendimizi buluyoruz. “Of ya, bu da nereden çıktı?” dediğimiz sahnelerin ardında, aslında hayatın ne kadar karmaşık ve bir o kadar da komik olduğunu hatırlatıyor bize.
Dizinin sanatsal kökleri ise, Edinburgh Festivali’ndeki ilk sahne performansına dayanıyor. Yani, her sahnesi aynı zamanda birer tiyatro sahnesi gibi… Harbiden, Phoebe Waller-Bridge’in oyunculuğu ve yazarlığı o kadar içten ki, izlerken bir yudum yaşama sevincinin içine çekiliyoruz. Fleabag, izleyenleri hem güldürüp hem de düşündüren diyaloglarıyla dolu. Bir anda ciddileşip, bir sonraki sahnede kahkahalar attırmayı başarıyor. O, uçarı ama bir o kadar da gerçekçi bir ses.
Sonuç olarak, Fleabag sadece bir komedi dizisi değil; kaybetmenin, yalnızlığın, ve tuhaf aile ilişkilerinin ironik bir yansıması. Kahkahalarla dolu ama bir o kadar da hüzünlü bir serüvene hazır olun… Bu dizi, sadece izlemekle kalmayacak, içe işleyen duygularla kalbinize yerleşecek.



1 Yorum
Fleabag, mizah ve derin duyguları ustaca harmanlamış.