
Gün Batımından Şafağa (1996)
Film Özeti
Gecko biraderler, sıradan bir soygun sonrası Texas’ın sıcak sokaklarında adeta ateş çemberine düşerler. İkili, Meksika’ya doğru yola çıkarken yanlarına bir rahip ve ailesini de rehine almışlardır. Kulağa sıradan bir kaçış hikayesi gibi gelse de, onların karşısında bekleyen şey başka bir boyuttan, karanlık bir dünyadan çıkmadır… Vallahi, bu film öyle bir an var ki, “Ne oluyor ya?” diyeceğinizden eminim.
Robert Rodriguez’in maharetiyle hayata geçirilen “Gün Batımından Şafağa”, öyle bir baş döndürücü aksiyona dönüşüyor ki; her sahnesinde bir şeyler oluyor, bir şeyler yaşanıyor. Evet, her şey Meksika’da bir barda başlıyor; reklam gibi bir şey değil, gerçek bir korku ve aksiyon sahnesi. Geçtiğimiz o bütün anların heyecanıyla, izleyiciyle buluşuyor. Barın kapısından içeri her girdiğinizde ne yazık ki sadece içecek değil, hayatta kalma mücadelesi de alıyorsunuz.
George Clooney ve Quentin Tarantino’nun muazzam performanslarıyla daha da güçlenen bu film; karakterleriyle hem gülmekten kırıp geçiriyor hem de gerilimi doruklara çıkartıyor. Hani o an var ya, bir anda koca bir kargaşa kopar ve siz sadece orada olmak istersiniz… İşte o anlar bu filmde hatırlatıyor kendini. Cidden, her köşe başında bir tehlike, her barda bir müttefik var. Vampirler, canavarlardan farksız… kim bilir, belki de içlerinde en azından birinin tanıdık yüzü vardır!
Juliette Lewis’in dikkat çekici performansı ve Harvey Keitel’in ustaca oynadığı rol, izleyiciyi sıkı sıkıya sarıyor. Sanırım bu filmde karnınıza giren bir yumru var; korku ve heyecan duygularının mükemmel birleşimi, açık konuşmak gerekirse harbiden baş döndürücü. Sonuç olarak, bu film bir yolculuğun başlangıcını değil, aynı zamanda karanlık bir sır perdesinin de aralandığı bir hikaye. Öyle ki, bir saniye bile sıkılmanız mümkün değil, çünkü onları izlerken hep daha fazlasını istiyorsunuz…



1 Yorum
Aksiyon ve gerilim dolu, sürükleyici bir makale!