
John Wick (2014)
Film Özeti
John Wick, hayatın ona sunduğu huzurlu emeklilik döneminde birdenbire her şeyin tepetaklak olduğu bir hikaye. Chad Stahelski’nin yönetmenliğinde, Keanu Reeves’in muazzam performansıyla hayat bulan bu film, bizlere derin bir intikam arayışının hikayesini sunuyor. Hani bazı filmler vardır, izledikten sonra etkisinden bir süre kurtulamazsınız. İşte bu film onlardan biri.
John, geçmişte yırtıcı hayatı ve katı disiplinleriyle tanınan bir tetikçi. Ama artık emekli… Hayatında karısının derin sevgisi ve ona bir veda hediyesi olarak bırakılan sevimli köpeği Daisy var. Ne yazık ki, mutluluğu kısa sürüyor. Karısının hastalığı onu büyük bir acıya sürüklüyor ve bu trajedi zaten karmaşık olan hayatını daha da zorlaştırıyor. Ama daha kötüsü var; eve giren gangsterler, onun en değerli varlığını, yani köpeğini alıyor. Ve bu gangsterlerden biri, geçmişte birlikte çalıştığı, içten içe düşmanı olan mafya babası Viggo Tarasov’un oğlu… O of ya, artık John’un şiddet dolu geçmişiyle yüzleşme zamanı!
Bir adamın kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığında yapabileceklerinin sınırı yoktur. New York’un karanlık sokaklarında, özlediği hayatı geri almak için çatışmaya giriyor. Ve bu çatışmalara seyirci olmak, izleyiciyi bir an bile rahat bırakmıyor. Her bir aksiyon sahnesi, adeta bir dans gibi, sert ama bir o kadar da estetik. Michael Nyqvist ve Willem Dafoe gibi isimlerin de yer aldığı kadrosu, filme derinlik katarken, Keanu Reeves’in karanlık gözleri intikam ateşiyle parlıyor… “Bu kadar da olmaz” dedirten sahneler, kimin ne yapabileceğinin sınırlarını zorluyor.
Sonuçta John Wick, sadece bir aksiyon filmi değil, aynı zamanda kaybın, intikamın ve bir adamın içindeki canavarı serbest bırakmasının öyküsü. Kısacası, John’un hikayesi sadece bir intikam arayışı değil; kaybedilenlere yönelik bir mournful hommage. İzleyin; hayatınızda bu adamın geçirdiği dönüşümden aldığınız dersleri unutmamak için bir yere not edin…



1 Yorum
John Wick, intikamın ve kaybın derin duygularını ustaca yansıtan etkileyici bir film.