
Nicholas Nickleby (2002)
Film Özeti
Nicholas Nickleby, 2002 yapımı, göz alıcı ve duygusal bir yolculuğa davet ediyor bizi. Yani, baştan söyleyelim; bu bir Dickens hikayesi. Her şey bir aniden değişiyor. Genç Nicholas, son derece rahat bir hayatla bahar rüzgarı gibi geçilmişken, bir gün acı haberi alır: Babası vefat etmiştir. O an, hayatının tamamen ters yüz olacağının sinyalleri çalmaya başlıyor. Aile, çaresizlik içinde mütevazı bir hayata adım atmak zorunda kalır ve Londra’ya doğru yola çıkarlar. Ama burası “Ralph Amca”nın kollarında, yürek burkan bir bekleyişe dönüşüyor.
Ralph, ne yazık ki, aileye yardım etme niyetiyle yola çıkmamıştır. Çok geçmeden anlıyoruz ki, onun tek amacı aileyi parçalayıp paraya çevirmek. Yani, beklediğimiz o sıcak aile desteği, yerini soğuk bir ihanet ve acımasızlığa bırakıyor. Nicholas, ne olduğunu kavramadan; adeta bir tuzağın içine çekiliyor. Harbiden de, hayatının en zor günlerini burada deneyimleyecektir. Rahat bir nefes almak için çabalarken, karşısına Wackford Squeers gibi bir zalim çıkıyor. Çocukların eğitimine dair insani hiçbir şey taşımayan bu adam, son derece sert yönetimiyle, yüzlerce masum çocuğu sömürüyor.
Oğlan, tüm bu karamsarlığın içinde, bir umut ışığı arıyor. Yüreğindeki adalet duygusu, onu dilediği toplumu yaratma mücadelesine itiyor. Sadece kendisi için değil; aynı zamanda kız kardeşi ve annesi için de. Karakterin iç çatışmalarını ve mücadele dolu hikayesini görmek, izleyiciyi derinden sarhoş ediyor. Charlie Hunnam’ın performansı, Nathan Lane’in neşesi ve Jim Broadbent’in ustalığıyla birleşince, gerçek bir Dickens deneyimine dönüşüyor.
Nicholas Nickleby, aslında hayatta her şeyin umutsuz olmadığına dair güçlü bir hikaye; karakterlerin dostluklarını, cesaretlerini ve dayanışmalarını bulacağınız bu film, sizi derinden etkileyecek. Ve unutmayın, bu filmdeki her an, tam da bunun için derin bir anlam taşıyor…



1 Yorum
Nicholas Nickleby, insan ruhunun direncini harika bir şekilde yansıtıyor.