
Şeytanlar (1971)
Film Özeti
Şeytanlar (1971), Ken Russell’ın yönetmenliğinde hayat bulan ve izleyeni derinden sarsan bir film… Hikayesi 1634 yılına uzanıyor. Fransa’nın bağımsız Loudun eyaletinde, rahibeler birer birer şeytanın pençesine düşerken, genç ve tutkulu Peder Urbain Grandier’in başından geçen olayları anlatıyor. Film, geleneksel şeytan hikayelerinden çok uzak; tam tersi, akla hayale sığmayacak bir atmosfer sunuyor. Yani, kısacası alıştığımız kalıpların dışına çıkıyor.
Vanessa Redgrave, Oliver Reed gibi dev isimlerin yer aldığı bu yapım, hem görselliğiyle hem de derinliğiyle izleyiciyi etkiliyor. Peder Grandier’in, rahibelerin karşısındaki kararlılığı ve içsel çatışmaları, izleyiciyi bir an olsun sıkmıyor; aksine, diyorsun ki “Bu adama ne olacak?” Gerçekten de bu film, izleyiciyi bambaşka bir yere götürüyor. Filmdeki olaylar, bir zamanlar inançlarının sarsıldığı bir toplumda geçiyor. Aşırı otoriter bir çevrede, büyü ile suçlanan bir adam… Vallahi bu adamın kararlılığı ve cesareti insanı etkiliyor.
Görselleri ile büyüleyici; her sahnesinde ruhunuzu derinden etkileyen bir gerilim var. Abuk sabuk şeyler olmuyor, aksine insanın içindeki karanlığı açığa çıkarıyor. Rahibelerin şeyi kapılma halleri, izleyiciyi tam ortada bırakıyor. Hatta “Olamaz, bunun nesi gerçek?” diye düşündürten sahneleri bir hayli çok. Ortada bir soru var: Kim gerçekten şeytan? Grandier’in kendisi mi, yoksa üzerine atılan suçlamalarla savaşan bir adam mı?
Şeytanlar, sadece bir korku veya gerilim filmi değil. İnsan doğasının karanlık yönleriyle yüzleşmek için bir yolculuk. Geçmişte yaşananların günümüze yansımalarını düşündüren, düşündürten bir yapım. İnanın, her izlediğinizde farklı bir detay yakalıyorsunuz. Tam bir sanat eseri diyebilirim… Harbiden.



1 Yorum
Şeytanlar, derin karakter analizleri ve etkileyici görsellerle insanın karanlığını sorgulatan harika bir film!