
Soul (2020)
Film Özeti
“Soul” filmi, adeta hayat ve müzik arasında sıkışmış bir ruhun hikâyesini anlatıyor. Joe Gardner, hepimizin hayalini süsleyen o büyülü anı yakalayabilmek için mücadele eden bir ortaokul müzik öğretmeni. New York’un sokaklarında, caz müziğinin kalbinde çalabilmek için sabırsızlanan Joe’nun yolu, bir gün küçük bir yanlış adım yüzünden fantastik bir dünyaya düşer. Tam da müzikal kariyerinin parladığı anda, ruh olarak bilmediğimiz bir yere, Önceki Dünya’ya yolculuk yapması gerekiyor.
Burada, insan olmanın değerini hiç anlamayan, anormal derecede büyümüş ruh 22 ile tanışıyor. Bu ruh, hayattaki basit ama önemli şeyleri fark etmeye çalışan Joe’ya yardım etmeye niyetleniyor. Vallahi, Joe’nun sıkıntılarını, hayata dair sorularını duymak, izleyiciye çok şey katıyor. Hem kahkahalar attırıyor hem de derin derin düşündürüyor. Joe, 22 ile birlikte kendi öz benliğine dair bir yolculuğa çıkarken, ruhuyla müzik arasında kurduğu bağ, izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
Her sahnede cazın büyüsü hissediliyor; müziğin doğası, sevinçler ve kayıplar iç içe geçmiş. Hayatta neyin gerçekten önemli olduğunu sorgularken, bazen kaygılarımızın, günlük telaşlarımızın ne kadar önemsiz olduğunu anlıyoruz… Of ya, bazen sadece “hayat” dediğimiz karmaşaya dur demek gerekiyor. Joe’nun hikayesi, hayallerin peşinden koşarken karşılaştığımız tüm engelleri aşmak için cesaret bulmamızı sağlıyor.
Anlatımıyla içimizi ısıtan “Soul”, sadece çocuklara değil, her yaştan izleyiciye hitap ediyor. Çünkü hayatta sevinç ve hüzün, umut ve hayal kırıklığı, her şey iç içe geçmiş durumda. Film, ruhların, hayallerin ve müziğin büyülü dünyasında geçerken, bizi de derinden etkileyen bir deneyime davet ediyor. Eminim, izlerken kendinizi bulacak ve “Evet, bu ben!” diyeceksiniz.



1 Yorum
“Soul”, yaşamın değerini ve müziğin ruhunu harika bir şekilde keşfediyor, derin ve anlamlı.