
The Chosen (2019)
Film Özeti
“The Chosen” ile tanışmak, esaslı bir yolculuğa çıkmak gibidir. 2019 yılında Dallas Jenkins’ın yönetmenliğinde hayat bulan bu dizi, Hz. İsa’nın hikayesini, onun etrafında dönen hayatları ve gözlemleri ortaya koyuyor. Koca koca kitaplarda karşımıza çıkan karakterlerin yüzlerinin yanındaki duyguları, derinlikleri, sevinçleri ve acıları görmek, aslında en çok da dünyayı nasıl fethettiklerini anlamamıza yardımcı oluyor. Hani bazen diyoruz ya, “Yuvarlanıyoruz bu hayat dediğimiz çılgın dünyada”; işte “The Chosen” tam da bu karmaşayı, ruhsal ve insani bir bakış açısıyla ele alıyor.
Dizinin temelinde, İsa’nın hayatına tanıklık edenlerin gözünden verilen bir bakış açısı yatıyor. Jonathan Roumie’nin Hz. İsa rolüyle ortaya koyduğu performans, izleyiciyi gerçekten sarsıyor. Vallahi, izlerken bazı sahnelerde derin düşüncelere dalıyorsunuz… İsa’nın etrafındaki karakterler de en az kendisi kadar ilgi çekici, öyle ki onlarla birlikte duygusal bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Shahar Isaac’ın oynadığı Natan, kadınların ve erkeklerin farklı bakış açılarını simgeliyor; Elizabeth Tabish’in Meryem Magdalalı görüntüsü de bir başka dünya yaratıyor. Her sahnede, her anıda, o dönemin ruhunu hissediyorsunuz.
Hikaye, bir noktada günümüz insanına da hitap ediyor. Herkesin içinde bir kaygı, bir umutsuzluk var… Ne de olsa, hayat her zaman pürüzsüz değil. O yüzden “The Chosen”un sunduğu derinlik, içerdiği duygularla birleşince etkileyici bir toplam oluşturuyor. Harbiden, insanın içindeki inancı, şüphesi, sevinci ve kederi sorgulamanıza neden oluyor.
Kısacası, “The Chosen” yalnızca bir dizi değil, bir ruh yolculuğu. İzlerken belki gözyaşlarınızı tutamayacaksınız ama emin olun, sonunda içinizde bir sıcaklık ve hemşehri hissi kalacak. Çünkü burada anlatılanlar, sadece geçmişte kalmış bir hikaye değil; bizim hayatımıza da dokunuyor…



1 Yorum
Derinlikli bir ruh yolculuğu!