
The Deuce (2017)
Film Özeti
Düşünüyorum da, “The Deuce” izleyiciye sadece bir dönem draması sunmaktan çok daha fazlasını vaat ediyor. 1970’ler ve 80’ler… New York’un kıran kırana dünyasında bel deseniz, biraz karışık, biraz da baş döndürücü. Hani o dönemin eğlence anlayışının bir parçası olarak porno endüstrisinin yasallaşmasına tanıklık ediyorsunuz. Yönetmenler Will Ralston, Tanya Hamilton ve Susanna White, tam da bu atmosferi öyle bir resmediyor ki, karşınıza çıkan her sahne sizi içine çekiyor.
James Franco ve Maggie Gyllenhaal gibi isimlerin sarsıcı performanslarıyla desteklenen dizi, sadece bir öyküyü değil, aynı zamanda o dönemin ruhunu da gözler önüne seriyor. Manhattan sokaklarında dolaşan karakterler, ne kadar farklı yaşamlar sürseler de, tümü aynı çürümüşlükte boğuluyor. Of ya, tıpkı yaşadığımız bazı günlerde olduğu gibi… Uyuşturucu bağımlılığı, gayrimenkul piyasasının alt üst oluşu, AİDS’e yol açan HIV virüsünün yenilikleri; hepsi 40 yıl önceki yaşanmışlıklarla bir araya geliyor.
Hani bazen geçmişteki olayları izlerken derin bir nostalji hissedersiniz ya, işte “The Deuce” tam olarak bunu hissettiriyor. Geçmişe gidiyoruz ama sadece seyirci olarak değil, o dönemin karanlık yüzüyle yüzleşen karakterlerle birlikte… İşlerin göründüğünden daha karmaşık olduğunu anlatıyor. Alta yatan hüzün, görmeyi umduğunuz şeyin çok ötesinde. Hani, insanların hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebileceğini düşündüğünüzde, harbiden gözlerinizi alamayacaksınız.
Sonuç olarak, “The Deuce” sadece bir dizi değil; bir toplumsal yansımayı, kaosu ve tutkulu bir dönemi gözler önüne seren bir sanat eseri. Dikkat edin, izledikçe bu evrensel mesajın derinliklerinde kaybolabilirsiniz. Yani beklentinizin çok üstünde bir deneyim sizi bekliyor…



2 Yorum
“The Deuce” dönemin ruhunu etkileyici aktarıyor.
“The Deuce”, derin mesajlarıyla dönemi mükemmel yansıtan etkileyici bir yapım. Kesinlikle izlemelisiniz!